E-posta
Şifre
Şifremi Unuttum
Yeni Üyelik



ATTİLÂ İLHAN`DAN KEMALİZM ÜZERİNE

“...Nâm-ı Diğer, ´Hâlis Acarı´!... / 29 Temmuz 2005





Çağrışım/8. ``...tesadüf bu kadar olur, o yıl (1956/57) Ankara `da Muhabere Okulu`ndayım, hayli gecikmiş askerlik hizmetini yapacağım; meğer Asım (Bezirci) da orada değil miymiş; o Tank Okulu`nda; her Cumartesi/Pazar, şimdi adını unuttuğum, o sinema içindeki kahvede buluşuyoruz; sohbet, tartışma, vs. Tartışma daha çok, Asım`ın yeniden kalemi eline alması etrafında dönmektedir; ben ısrarla bu tezi savunuyorum; o mütereddit, fakat eskisine oranla, daha yatkın gibi. ..``
 
``...o arada, her Cumartesi uğradığım Dost Yayınevi `nde Sâlim Şengil`e `meseleyi` açmıştım; eğer Asım Bezirci olumlu bir karar verirse, yayınlar mı yayınlamaz mı diye; tahmin ettiğim gibi, Salim (Şengil) gözünü kırpmadan, evet dedi. Bu gerekçeyi de kullanarak sonunda Asım`ı yeniden yazmaya ikna ettik; ama bir şartla, Hâlis Acarı imzasıyla yazacaktı; adını kullanmak istemiyor. Uzunca bir süre, bu yeni isimle yazdı, nihayet adına döndü...``
 
Bu çağrışım, daha ziyade eleştirmeci ya da araştırmacı genç edebiyatçılar, genç edebiyat tarihçileri; bir de Türk Sosyalizm`i için araştırma yapanlara yararlı olacaktır: Hâlis Acarı`yı başka birisi zannetmesinler, Asım Bezirci`nin ta kendisidir..)
 
 
`Toplumsal` mı, `toplumcu` mu?
 
(Tesbit/8. ``...meraklısı bilir, CHP Alafrangalığı intelligetsia `da oluşmaya başlamış, ulusalcı ve bağımsız gerçekçiliği devre dışı bırakmak için; nasıl Garip Hareketi `ni besleyip büyütmüşse: `DP` nin `Soğuk Savaş` iktidarı, aynı şekilde, toplumsal gerçekçiliğin ulusal bir mahiyet almasını önlemek için, onun içinden `İkinci Yeni Hareketi` ni, besleyip büyütmüştür.
 
Önce toplumcu gerçekçilik nedir, toplumsal gerçekçilikten ne farkı vardır, onu belirtelim: Ülkemizde solcular, Sovyetler `deki `resmi sanat anlayışı` olan Sosyalist Gerçekçiliği , başlarına iş
 
açmamak için `Toplumcu Gerçekçilik` diye savunuyorlardı; oysa ben yurtdışında sorunu biraz kurcalayıp tartıştıktan sonra, aslında Andrey Jdanof `un teorisi olan bu tutumun, sanatçıyı bir parti propagandacısı durumuna indirgediğini saptamış; ayrıca, toplumsal diyalektiğin yanı sıra insanlarda bir de bireysel diyalektiğin bulunduğunu hesaba katarak, bu türden toplumsal bir sanatın, sosyalizm`in ruhuna daha uygun olacağına hükmetmiştim.
 
Tuhaftır ama gerçektir, Toplumsal Gerçekçilik `Mavi` Dergisi çevresinde, Garip Hareketi `ne karşı gençliğin tepkisi olarak gelişmeye başladı; aziz dostum Asım Bezirci `nin, bir ara bana yüklenmesinin nedeni buydu; o Toplumcu Gerçekçi çizgiye uyarak, Toplumsal Gerçekçiliği eleştiriyordu. Oysa Toplumsal Gerçekçilik , o sırada iktidar olan partilerin gazetelerinde `Moskova Ajanlığı` olarak nitelenmişti. Gençler, bunun üzerine, Toplumsallığı da bıraktılar, Gerçekçiliği de, sonradan `İkinci Yeni` adı verilecek, bir biçim alafrangalığına yöneldiler.
 
İşte, toplumsal diyalektiği olduğu kadar, bireysel diyalektiği de hiçe sayan, bu yeni harekete karşı, Asım `la aynı safta buluştuk ve savaştık; bu beraberlik şu manada da ilginçti ki, toplumsallığı önemsediği bilinen öteki iki yazar dostumuz, Memet Fuat ve Fethi Naci , `İkinci Yeni` çevresinde kalmışlardı, onu desteklediler bile! Bu defa biz dördümüz, aramızda tartışmaya başladık; sanırım edebiyatımızdaki en hızlı ve sert kavgalardan birisidir bu; o tartışmada Asım `la (Bezirci) omuz omuza olmak, doğrusu ya bana, dehşetli keyif veriyordu; o, her zamanki zekâsı ve gerçekçiliğiyle, Toplumsal Gerçekçiliğin, önce sandığı gibi bir sapma ya da kayma olmadığını anlamış; toplumun ve insanın diyalektiğini yansıtmakta özgür olmak istediğini saptayıp; sanatı bir kelime oyuncakçılığına ya da biçim cambazlığına dönüştürmek isteyenlere karşı, benimle birlikte savaşmak kararını vermişti.
 
Gelecek kuşakların edebiyat tarihçileri için, bu `tesbit` in önemli ve yararlı olacağını sanıyorum; `İkinci Yeni` nin zamanla uğradığı yozlaşma ve akıbet, hangi tarafın haklı olduğunu zaten göstermiyor mu?...)
 
 
Söyledikleri kadar, rahat ve iyi mi?
 
(Çağrışım/8. ``...o yaz, Cengiz `in (İlhan) yazlığında, Çeşme `deyim; neyle meşguldüm bilmem, televizyon açık, haberleri veriyor; Sıvas `ta bazı kişilerin bir oteli bastığından, içerde epeyce aydının mahpus kaldığından bahsediyor. Cengiz `le bakıştık, ikimizin yüzünde de, aynı kaygı: Sonu fena bitebilir.
 
``...sonraki haberlerde, içerde mahsur kalanların adları veriliyor; tahmin ettiğim gibi, Asım `ın adı da onların arasındaydı; otelin ateşe verildiğini duyunca dehşete düştüm; biliyorum ki aziz arkadaşım, bu türlü serüvenlere alışkın değildir; ne fizik yapısı elverişlidir, ne ruhsal yapısı: O doğru bildiğini doğru söyleyen, bir aydın savaşçıdır; yangın kundakçılarıyla, boğuşacak bir insan değil...``
 
``...tahammülfersa bir bekleyiş başladı, o kanaldan o kanala geçiyor, yangının seyrini takip ediyorduk; söndürülebilecek mi, yoksa!.. Nedense onunla yaşadığımız nice olay, sinema şeridi gibi, gözlerimin önünden geçiyor; hayrettir, bu görüntülerde, Asım `ın sadece yüzü var; iyi niyetli gülüşü, kaygılı bakışları; mütevekkil, fakat azimli duruşu; mütevazı Anadolu çocuğu halleri, ben okuduğum zaman Nâzım `ın şiirlerini dinleyişi, vs. vs...``
 
``Sonuç tahmin ettiğim gibi, kötü çıktı: Asım Bezirci `yi bir yangında kaybetmiştik; günlerce gözümün önünden, onun dumanlarla, alevlerle boğuştuğu sahneler gitmedi: Asım Bezirci `nin sıradan ölmeyeceğini düşündüysem bile, sıra dışılığın bu mertebe alçakça, haksız ve sebebsiz olabileceği aklıma gelmemiş.)
 

(...işte böyle Asım kardeşim, cehennemi sana dünyada yaşattıkları için, ahirette cennete gönderildiğinden eminim: Nasıl, orası söyledikleri kadar, rahat ve iyi mi?...)

 

 

Kaynakça / Cumhuriyet, 29.07.2005

 

 

 

Bu yazı "267" defa okundu.

Arkadaşına Gönder  Sayfayı Yazdır Facebook'e kaydet! Google'a kaydet! MSN'e kaydet! Yahoo'ya kaydet! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post! Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title% Wong'e kaydet!
Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yazılmadı.İlk yazan siz olun.
Bu Alandaki Diğer Başlıklar
“...´Görgü Tanığı´ ve Önemli ´Tespiti´...” / 2 Ocak 2004
“...Hem Öfke, Hem Kahır, Hem Utanç!..” / 7 Ocak 2004
“...Gündemdeki ´Totaliterlik´!..” / 2 Şubat 2004
“...´Orada´ Öyle de, ´Burada´ Neden Böyle?..” / 4 Şubat 2004
“...Tut Kelin Perçeminden!..” / 9 Şubat 2004
“...Hey Gidi, Habibe Kadın!..” / 23 Şubat 2004
“...Anadolu Kadınları, Müdafaa-i Vatan Cemiyeti!..” / 25 Şubat 2011
“...O ´Korkulu Rüya´yı Görecek miyiz?..” / 1 Mart 2004
“...Ecnebi Eğitim, ´Vazgeçilmez´ imiş!..” / 5 Mart 2004
“...Gâzi´nin ´Kızları´!..” / 8 Mart 2004
“...´Ecnebi Kültür´ün Maymunu Olmak!..” / 10 Mart 2004
“...Bir ´İbret Mektubu´!..” / 15 Mart 2004
“...O Mektuplar ki!..” / 17 Mart 2004
“Rezaletin Daniskası!..” / 22 Mart 2004
“...Büyük Ortadoğu Projesi?..” / 24 Mart 2004
“...Temeli, ´Yanlış´ Atıldı!..” / 31 Mart 2004
“...ABD´nin, ´Korkulu´ Dört Rüyası!..” / 2 Nisan 2004
“...Neden, ´Hep Böyle´ Oluyor?!..” / 5 Nisan 2004
“...´Sakıncalı´ Olan, ´Hangisi´?..” / 12 Nisan 2004
“...´Boyunlarında İpleriyle Gittiler´...” / 14 Nisan 2004



Copyright © 2018 yadigardundar.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

  

teknoloji