E-posta
Şifre
Şifremi Unuttum
Yeni Üyelik



GÜNE ÖZEL

Nazım Hikmet RAN / Doğum:15 Ocak 1902, Selanik - Ölüm: 3 Haziran 1963, Moskova





Nazım Hikmet RAN`ın Biyografisi

 
15 Ocak 1902′de Selanik’te doğdu. Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü’nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı.

1921 başlarında Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçti, Bolu’da öğretmen olarak görevlendirildi.

Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne (KUTV) yazıldı. Burada siyasal bilimler ve iktisat okudu.
 
1924′te yurda döndü. Aydınlık Gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.
 
1928 Af Kanunu’ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı.

1932′de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez Onuncu Yıl Affı’ndan yararlandı. Gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı.

1938′de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı. 1950′de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova’ya gitti.

1951′de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı.

3 Haziran 1963′te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Moskova’da Novodeviçye Mezarlığı’nda toprağa verildi.
 
 
 
Üslubu ve Başarıları
 
 
thumbNazım
 
 
 
İlk şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaya başlamasına rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliği`nde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arayış doruğa çıktı. O dönemdeki birçok şairden farklıydı.
 
Hece ölçüsünden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serbest ölçüyü benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi. Şiirlerinden birçoğu Fuat Saka, Volkan Konak, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü ve Zülfü Livaneli gibi sanatçılar tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979`da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunan besteci Manos Loïzos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü`nün eski üyesi Selim Atakan ve Cem Karaca(Çok Yorgunum) tarafından bestelenmiştir. Ayrıca Fuat Saka`nın da biri Demir Gökgöl ile olmak üzere iki adet Nazım Hikmet şiirlerinin bestelendiği şarkıları ıçeren albümü vardır.
  
 

Ailesi

 

Nazım Hikmet, annesi Celile Hanım ve kız kardeşi Samiye ile

 

Babası, Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım`dır.

Annesi Celile Hanım, piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Celile Hanım, bir dilci ve eğitimci de olan Hasan Enver Paşa`nın kızıdır. Hasan Enver Paşa, Polonya`dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu`na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki`nin (Lehçe: Konstanty Borzęcki, D: 1826 - Ö: 1876) oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa Osmanlı Ordusu`nda subay olarak görev yapmış ve Türk tarihi üzerine önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et modernes" (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım`ın annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa`nın (Karl Detroit) kızı olan Leyla Hanım`dır. Celile Hanım`ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair Oktay Rifat`ın annesidir.
 
Babası Hikmet Bey, Selanik`te, Hariciye Nezareti`nde (Dışişleri Bakanlığı) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa`nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik`in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nazım`ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep`e, Nazım`ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul`a gelirler. Hikmet Bey`in İstanbul`daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye`ye atanır.
 
  
 
Yaşamı
 

Nazım Hikmet, Heybeliada Bahriye Mektebi`nde öğrenciyken

 

Selanik`te doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi.

İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’`ı 1913`te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi`nde ortaokula başlar. 1917`de Heybeliada Bahriye Mektebi`ne girer. Sonrasında Kurtuluş Savaşı dolayısıyla Anadolu`ya geçer; fakat sağlık sorunları yaşaması nedeniyle bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazörü`nde güverte subayıdır.

Bolu`ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova`ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921`de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924`te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar, ne var ki dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince tekrar Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye`ye döner. Bu defa Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle 1950 yılında Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği`ne giden Nazım, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca Türkiye vatandaşlığından çıkarılmasının ardından, büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)`nın memleketi olan Polonya`nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını alır. 3 Haziran 1963 tarihine gelindiğinde ise, Nazım Hikmet geçirdiği bir kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yummuştur. 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye vatandaşlığı iade edilmiştir.

 
 

Davaları ve Sürgün
 

 

Nazım Hikmet, Çankırı Cezaevi`nde
 
 

 
Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi`nde
 
 

1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği`nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile Moskova`da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

 

Davaları

 

  • 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası

  • 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası

  • 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası

  • 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

  • 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

  • 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

 

 

Ölümü ve Sonrası
 
 
 

Nazım Hikmet`in mezarı, Moskova

 

3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30`da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı`nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir.

Şair Nâzım Hikmet`in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye`nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye`nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.

   

 

Yeniden Türk vatandaşlığına Alınması

 

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatandaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet`in Türk vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nâzım Hikmet`i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi reddetti. Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, İçişleri Komisyonu`nda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi.

 

2009 yılının 5 Ocak Günü "Nâzım Hikmet Ran`ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükte kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulu`nda imzaya açıldı.

 

Nâzım Hikmet Ran`a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve bu teklifin imzaya açıldığını ifade eden Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek yaptığı açıklamada, 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Nâzım Hikmet Ran`ın yeniden Türk vatandaşı olmasına ilişkin önerinin Bakanlar Kurulu`nca oylanarak kabul edildiğini söyledi.

 

Bakanlar Kurulu`nun 05.01.2009 tarihinde aldığı bu karar, 10.01.2009 tarihinde Resmi Gazete`de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türk vatandaşı oldu.

   

Eserleri

 

Ölümünden Önce Yayımlananlar 

  • Dağların Havası (Osmanlıca, 1925)

  • Güneşi İçenlerin Türküsü (1928)

  • 835 Satır (1929)

  • Jokond ile Si-Ya-U (1929)

  • Varan 3 (1930)

  • 1 + 1 = 1 (1930)

  • Sesini Kaybeden Şehir (1931)

  • Gece Gelen Telgraf (1932)

  • Benerci Kendini Niçin Öldürdü? (1932)

  • Bir Ölü Evi yahut Merhumun Hanesi (1932)

  • Kafatası (1932)

  • Orman Cücelerinin Sergüzeşti (1932)

  • Unutulan Adam (1934)

  • Portreler (1935)

  • Taranta Babu`ya Mektuplar (1935)

  • Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)

  • İt Ürür Kervan Yürür (1936, Orhan Selim adıyla)

  • Milli Gurur (1936)

  • Sovyet Demokrasisi (1936)

  • Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936)

  • Kurtuluş Savaşı Destanı (1937)

  • Yeşil Elmalar (1938)

  • La Fontaine`den Masallar (1949)


Ölümünden Sonra Yayımlananlar

  • Saat 21-22 Şiirleri (1965)

  • Enayi (1965)

  • Ferhad ile Şirin (1965)

  • İnek (1965)

  • İstasyon (1965)

  • Kan Konuşmaz (1965)

  • Şu 1941 Yılında (1965)

  • Yolcu (1965)

  • Yaşamak Hakkı (1966)

  • Dört Hapishaneden (1966)

  • Bu Bir Rüyadır (1966)

  • Ocak Başında (1966)

  • Rubailer (1966)

  • Sabahat (1966)

  • Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966)

  • Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967) 

  • Allah Rahatlık Versin (1967)

  • Evler Yıkılınca (1967)

  • İnsanlık Ölmedi ya (1967)

  • Yusuf ile Menofis (1967)

  • Cezaevinden Memet Fuat`a Mektuplar (1967)

  • Kemal Tahir`e Mapushaneden Mektuplar (1968)

  • Kuvâyi Milliye (1968)

  • Sevdalı Bulut (1968)

  • Yeni Şiirler 1951-1959 (1969)

  • Son Şiirleri 1959-1961 (1969)

  • Bursa Cezaevinden Vâ`Nû`lara Mektuplar (1970)

  • İlk Şiirleri 1913-1927 (1971)

  • Demokles`in Kılıcı (1974)

  • Faşizm Sınıflar ve Emperyalizm (1975)

  • Nazım ile Piraye (1975)

  • Aydınlıkçı Yazar Aydınlıkçı Şair (1976)

  • Yazılar (1976)

  • İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? (1985)

  • Çeviri Hikâyeler (1987)

  • Her Şeye Rağmen (1990)

  • Kadınların İsyanı (1990)

  • Kör Padişah (1990)

  • Tartüf-59 (1990)

  • Yalancı Tanık (1990)

  • Hikâyeler (1991)

  • Konuşmalar (1991)

  • Masallar (1991)

  • Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil (1991)

  • Yatar Bursa Kalesinde (1991)

  • Yazılar 1924-1934 (1991)

  • Yazılar 1935 (1991)

  • Yazılar 1936 (1991)

  • Yazılar 1937-1962 (1991)

  • Piraye`ye Mektuplar 1 (1998)

  • Piraye`ye Mektuplar 2 (1998)

  • Sanat ve Edebiyat Üstüne (1998)

  • Nâzım Hikmet Şarkıları (2001)

  • Bizim Radyoda Nâzım Hikmet (2002)

  • Bütün Şiirleri (2007)

  • Henüz Vakit Varken Gülüm (seçme şiirler, 2008)

  • Öteki Defterler (2008)

  • Çankırıdan Piraye`ye Mektuplar (2010)

  • Bütün İnsanlık (kendi sesinden şiirler, 2011)


 Kaynakça / Vikipedi Bilgisunar(İnternet) Sayfası

 

 

Bu yazı "4.691" defa okundu.

Arkadaşına Gönder  Sayfayı Yazdır Facebook'e kaydet! Google'a kaydet! MSN'e kaydet! Yahoo'ya kaydet! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post! Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title% Wong'e kaydet!
Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yazılmadı.İlk yazan siz olun.
Bu Alandaki Diğer Başlıklar
‘Tecrit Hücresi Gibi..’
BARZANİ YÖNETİMİ “DEVLET” STATÜSÜYLE RESMEN KABUL EDİLDİ!
Cumhuriyet İçin Güçbirliği Son Şansımızdır!
Esaret Türk Askerine Dokunamaz, Bizim Esir Alınan Tarafımız Zaten En Az Olan Tarafımızdır!
Cemaate Dokundurtmuyorlar
BAYKAL: “Bu CHP Mustafa Kemal’in Değil Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si”
Yılın Şiiri / HAMDOLSUN
ŞEREFSİZLERDEN Atatürk Heykeline BDP Bayrağı!
KURTULUŞU ATEŞLEYEN İLK KIVILCIM,İLK MİLLİ REFLEKS: HASAN TAHSİN VE İLK KURŞUN / 15 Mayıs 1919
Ozan Hüseyin HAYDAR`ın Şiiri: EŞBAKŞAN MAL DAĞITIYOR
Büyük Olmak İçin... / Mustafa Kemal ATATÜRK
Memleketin Birinde RECEP USTA Diye Biri FALCIYA GiDER :)))‏
Umut ORAN : Doğru Ulusal Deprem Stratejisi, Türkiye Deprem Master Planı ve Afet Yönetimi Stratejik Planı oluşturulmalıdır ! / 17 Ağustos 2011
BİLGİSUNAR(İNTERNET) YASAĞINA TESLİM OLMAYACAĞIZ !
Uğur MUMCU: Kemalizm ve Sosyalizm Aynı Denizlere Akan Nehirler Gibidir / (D: 22 Ağustos 1942, Kırşehir – Ö: 24 Ocak 1993, Ankara)
CUMHURBAŞKANINI KINIYORUM !
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
HARF DEVRİMİMİZİN 83. YILINDAYIZ! / 1 KASIM 1928
İdealist Bir Öğretmenin Mektubu...
HASAN ALİ YÜCEL’İN 51. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ... / Doğum: 16 Aralık 1897, İstanbul - Ölüm: 26 Şubat 1961, İstanbul



Copyright © 2018 yadigardundar.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

  

teknoloji