E-posta
Şifre
Şifremi Unuttum
Yeni Üyelik



GÜNDEMİN GERÇEĞİ

Mustafa MUTLU Yazdı: Mustafa ile Tuncay hain planlarını 500 günde kuramadılar mı? / 3 Mart 2011


3 Mart 2011
 
 
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İkinci “Ergenekon” davasının tutuklu sanıklarından Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay‘ın cezaevindeki yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili olarak şunları söylemiş:

“Silivri kampüsü içindeki fiziki imkânlar yetersizdi. Onun için bir arada bulunmaktaydılar. Orada yeni hizmete alınan bloklar, cezaevi üniteleri olmuştur. Dolayısıyla yasanın emredici hükmü, fiziki koşullar elverdiği sürece bu tür sanıkların, tutukluların ayrı ayrı barındırılmalarını emretmektedir yasa ve yönetmelik. Bundan kaynaklı bir uygulamadır.”
 
 
***
 
Diyelim ki Bakan Bey haklı…
 
Ve diyelim ki “davanın selameti” açısından, aynı davada yargılanan, “örgüt üyesi olmakla suçlanan” sanıkların ayrı hücrelerde tutulmasında yarar var…
 
Çünkü aynı hücrede kalırlarsa, konuşup, ortak bir yol izlemeleri ve adaleti şaşırtmaları mümkün!
 
İyi de…
 
Tuncay Özkan tam 890 gündür içeride…
 
Balbay‘ın tutuklanmasının üzerinden ise 727 gün geçmiş…
 
Bu sürenin dörtte üçünden fazlasını, yani en az 500 günü ve geceyi aynı koğuşta geçirmişler…
 
Bun saatten sonra onları ayırmanın, kime ne yararı olabilir ki?
 
Daha önce “elverişli olmayan koşullar”, şimdi elverir hale geldi diye bugün gerçekleştirilen “ayrılık” en azından “mantığa aykırı” değil mi?
 
Eğer bu iki “azılı seri katil, gangster, gaspçı”nın bugüne kadar “ortak bir karar alma olasılıkları” varsa, 500‘den fazla gün ve gece boyunca boş mu durdukları sanılıyor?
 
 
***
 
Sadullah Bey kusura bakmasın; dün dile getirdiği “mazeret”in içi boş…
 
Hatta daha ötesi; bu, açık bir itiraf:
 
“Yasalar ve yönetmelikler ayrı hücrelerde kalmalarını emrediyordu ama biz koşullar elvermediği için bu yasaları ve yönetmelikleri uygulamadık.”
 
 
***
 
Çok merak ediyorum; acaba yasalar ve yönetmelikler, bu itirafı da bir başka “suçun kanıtı” olarak görmez mi?
 
 
*****
 
ŞAKA!
 
Milli Eğitim Bakanı ne kadar aksini söylerse söylesin; devlet okullardan elini kolunu çekmiş vaziyette…
 
Yeni okul yapım işini tamamen hayırseverlere bıraktığı yetmezmiş gibi, mevcut okulların tüm giderlerini de “okul aile birlikleri” karşılıyor…
 
Okul aile birliklerinin aktif olmadığı okullarda ise, tam bir sefalet yaşanıyor!
 
Vereceğim örneğin yaşandığı olayın geçtiği okul, İstanbul‘un göbeğindeki Kâğıthane Cengizhan Anadolu Lisesi…
 
Sözüm ona “ayrıcalıklı” bir lise… Sadece sınavlarda çok iyi puan tutturan çocuklar bu okula gidebiliyor!
 
Gelin görün ki; soğuğu iliklerimizde hissettiğimiz şu kış günlerinde bile bu okulda kaloriferler yanmıyor.
 
Öğrenciler; paltolarıyla, montlarıyla, eldivenleriyle derse giriyor!
 
Veliler defalarca okul müdürüne gidip çocukların donduğunu söylemiş ama nafile…
 
Çocuklar kendi aralarında işi şakaya vurmuş, “Bizim okulun kaloriferi TOKİ tarafından düzenlenecek bir törenle Sayın Başbakan tarafından hizmete açılacak” diyorlarmış…
 
Benden iletmesi!
 
 
*****
 
GÜNÜN SORUSU
 
Dizi oyuncusu Kadir Çöpdemir, TRT Haber’de hazırlayıp sunduğu “Söz Millette” isimli programda, tarikatlara övgü düzmüş…
 
Sorum kendisine: Program kaptığın TRT’ye, Genel Müdür olacağını mı sanıyorsun?
 
 
*****
 
Yalım Eralp de Çiller’in boynunda altın görmemiş!
 
Tansu Çiller‘in Başbakanlığı döneminde Libya Büyükelçisi olan Uluç Özülker, Neşe Düzel‘le yaptığı söyleşide akıl almaz şeyler söylemiş ve Kaddafi‘nin, Çiller‘in boynuna taşıyamayacağı kadar altın taktığını iddia etmişti.
 
Çiller bu iddiayı anında yalanladı ama; iddia yabana atılmayacak denli önemliydi.
 
Bunun üzerine o heyette yer alan bürokratlara ve siyasetçilere bir çağrıda bulundum ve “Olay doğru mu” diye sordum.
 
İlk yanıt Çiller‘in o günlerdeki Başdanışmanı Volkan Vural‘dan geldi. Vural, dün yayınladığım açıklamasında, “Kesinlikle böyle bir şey olmadı, olsa ben görürdüm” dedi.
 
Dün de heyetteki Büyükelçi Yalım Eralp aradı ve kendisinin o gezide Volkan Vural‘la birlikte Çiller‘e en yakın iki kişiden biri olduğunu belirterek, “Uluç Özülker ne yapmak istiyor bilemem ama iddiası doğru değil” dedi.
 
 
***
Dün de yazdığım gibi; Tansu Hanım bu iddiayı büyük bir olasılıkla mahkemeye taşıyacaktır.
 
Biz de Uluç Özülker‘in iddiasını nasıl kanıtlayacağını merakla bekleyeceğiz.
 
 


Bu yazı "1.436" defa okundu.

Yorum Yaz  Arkadaşına Gönder  Sayfayı Yazdır Facebook'e kaydet! Google'a kaydet! MSN'e kaydet! Yahoo'ya kaydet! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post! Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title% Wong'e kaydet!
Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yazılmadı.İlk yazan siz olun.
Bu Alandaki Diğer Başlıklar
Banu AVAR Yazdı: ‘DEVRİM’ DEĞİL, PAYLAŞIM SAVAŞI! / 24 Şubat 2011
Sinan MEYDAN Yazdı: HADİ ORDAN! “Arap Devrimleri Türkiye’deki Ulusalcıları Ürkütmüş müş!” / 24 Şubat 2011
Mustafa BALBAY Yazdı: H-Arap Dünyası ve Biz… / 24 Şubat 2011
Rıza ZELYUT Yazdı: Niksar’daki O Öğretmen Atatürk’e Neden Düşman? / 25 Şubat 2011
Emin ÇÖLAŞAN Yazdı: DÜNYA HAYRAN KALMIŞ! / 26 Şubat 2011
Mustafa MUTLU Yazdı: Üniversiteliler… Siz iyi ki rektörleriniz gibi korkak değilsiniz! / 27 Şubat 2011
Bekir COŞKUN Yazdı: Postal… / 27 Şubat 2011
Emin ÇÖLAŞAN Yazdı: FETVAYA DAYALI YARGI KARARI VERENLERİN SONU! / 28 şubat 2011
Rıza ZELYUT Yazdı: Kavga Neden İslam Dünyasında / 28 Şubat 2011
Ali Rıza ÜÇER Yazdı: TTB ve Kürdistan Projesi / 28 Şubat 2011
Erol MANİSALI Yazdı: Ayaklanmaların Nedenleri ve Sonuçları / 28 Şubat 2011
Bekir COŞKUN Yazdı: ‘Soğan Doğradım Anne…’ / 1 Mart 2011
Emin ÇÖLAŞAN Yazdı: HOCA / 1 Mart 2011
Mustafa MUTLU Yazdı: Alın size yoksulluk! / 1 Mart 2011
Belir COŞKUN Yazdı: AB’nin Neresine Gireceksin?.. / 2 Mart 2011
Emin ÇÖLAŞAN Yazdı: ORDUMUZA HELAL OLSUN! / 2 Mart 2011
Mustafa MUTLU Yazdı: RİYA / 2 Mart 2011
Bekir COŞKUN Yazdı: Garabet… / 3 Mart 2011
Mustafa BALBAY Yazdı: Korkuya Karşı… / 3 Mart 2011
Mustafa MUTLU Yazdı: Ergenekon baskınları devam edecek… Çünkü! / 4 Mart 2011



Copyright © 2018 yadigardundar.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

  

teknoloji