E-posta
Şifre
Şifremi Unuttum
Yeni Üyelik



YAZILARIM

Türkiye Organik Olursa… / 28.02.2011


 

 

Türkiye’nin organik olması durumunu şöyle bir düşünelim, inanın ortaya çok onur ve gurur verici bir tablo çıkıyor. Her yaştaki ve cinsteki TÜRK yurttaşlarının organik yani doğal olması, başka bir deyişle katışıksız ve genetiği değiştirilmemiş olması, tıpkı ataları gibi olması demektir… Bu aynı zamanda ulus bilincinin en önemli kavram olması ve her türlü etnik, dini bakış açısının devre dışı kalmasıdır.

 
İyi de, bu bize ne sağlar? Öncelikle sağlam duran nesillerin oluşmasını, vatanları uğruna her şeyi göze alan yürekli yiğitlerin varlığını ve geleceğe güvenle bakan bir TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’nin devamlılığını! Az şey mi? Şu an tam da gereksinimiz olan durum bu değil mi?
 
İşte o zaman “Misak-ı Milli” sınırları içerisinde genetiği değiştirilmiş, ne bir yazar, ne bir gazeteci, ne bir televizyoncu, ne bir akademisyen, ne bir bürokrat, ne bir yargıç, ne bir rektör, ne bir siyasetçi, ne bir öğretmen, ne bir öğrenci, ne bir avukat, ne bir işletmeci, ne bir işveren, ne bir işçi, ne bir emekli… hiçbirisi bulunmayacak. Böylece topraklarımızda, aynı 1930’lardaki gibi başı dik, kendi uçağını, devrim arabalarını yapabilen, uluslar arası siyasette onurlu duruşunu gösteren uygar ve çağdaş bir ulus olurduk!
 
 
Şimdi ise, her geçen gün artarak çoğalan genetiği değiştirilmiş kişiciklerle yaşama zorunluluğundayız. Genetiğin değişmesi sadece besin ve etnik köken farklılığıyla olmuyor tabi ki. 1950’lerde savaşma yöntemleri, yeni keşfedilen “psikolojik” alana yansıdı ve “soğuk savaş” dönemi diye bir kavram ortaya çıktı. Sevgili Attilâ İLHAN, bu dönemi en iyi kavramış ve bizlere artarmış aydınlarımızdandı. O şöyle diyor; “Uluslararası “sivil toplum” örgütlerinin sistem tarafından en çok da  Soğuk Savaş döneminde siyasi ve iktisadi amaçlar için “kullanıldığı” herkesin bildiği bir gerçek!  “Barış gönüllülerini” bilmem hatırlar mısınız? 50’li yıllarda, Anadolu kırsalında köylere hizmet gibi yüce bir amaçla gelmiş, yurdun en ücra köşelerine dağılmışlardı. Çoğunun Amerikan servisleri hesabına; nüfusumuzun, etnik yapısından tutun; din, mezhep ve tarikat farklılığına kadar, ince alanda bilgi derlediği anlaşılmıştır: Acaba bu, ya da buna benzer yöntemlerle edinilmiş başka bilgiler olmasaydı; İslami muhalefet ve etnik muhalefetle ilgili dış hesaplar, bu kadar usturuplu yapılabilir miydi? Bunu sinek pislemedik bir yere yazınız.”
 
Attilâ İLHAN’ın bu tespitine katılmamak olanaksız olduğu gibi, günümüzde genetiği değiştirilmiş bu kadar çok insanımızın varlığını da anlamış oluyoruz. Oyun ve plan hep aynı ve her dönem değişik yol ve yöntemlerle sunuluyor. Bu coğrafya akıllı ve uyanık olmayanlara bir boy büyük gelir ve elinizden alırlar. Demokrasi derler, azınlık hakları derler, dini özgürlükler derler, ulus kavramı artık geçmiş yüzyılın gerçeğidir şimdi ömrü tükenmiştir derler, derler de derler ta ki siz, her şeyinizi kaybedip bitirildiğiniz ana kadar…
 
Kendi ülkenizde, topraklarınızda kiracı ve azınlık olduğunuz zaman artık sizin de genetiğiniz değiştirilmiştir. Bu kaçınılmazdır…
 
Yapılmak istenen bu kadar açık ve seçikken, artık aptal olmamak ve geleceğimize aynı atalarımız gibi sahip çıkmak zorundayız! Bu bizim için zaten bir vatan borcudur! Yoksa onlar da, bu vatanı satıp savıp keyiflerine bakmasını bilirlerdi. Neden MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 57 yaşında öldü ki… Acaba 80 yıl sonra bizim geleceği algılamamız, atalarımızdan daha mı geride? Hani daha eğitimliyiz, daha teknolojik yaşıyoruz ve tüm dünyadan haberdarız ya, onun için şaşırıyorum. Sanırım bizim yüreklerimiz robotlaştı, ruhlarımız bozuldu ve algımız da yok oldu…
 
Çocuğunu ilk yakaladığı olanakta yurt dışında okutmaya kalkan ey aklı evveller, sizlere sesleniyorum. Oğlunuz ya da kızınız eğitimini bitirip eve döndüğünde artık bir ABD’li, bir İNGİLİZ ya da bir ALMAN’dır. Ülkesine ve ülkesinin geleceğine artık bir ABD’li, bir İNGİLİZ ya da bir ALMAN gibi bakmaktadır. Yurt dışına gönderdiğiniz çocuklarınızın sadece beyin göçünü sağlamıyorsunuz aynı zamanda ruh göçünü de gerçekleştiriyorsunuz. Sonra ne mi oluyor? Her geçen gün ülkemizde hızla artan genetiği değiştirilmiş yurttaşlarımız türüyor…
 
Evet, artık gün uyanma ve işgale dur deme günüdür! Genetiğimizi yeniden katışıksız duruma getirme günüdür. Televizyonların karşısında, stadyumlarda ve bilgisunar(internet) gezintileriyle kaybedilecek ya da başka bir deyişle uyunacak zaman artık yoktur! Israrla böyle davranmaya devam edersek, her birimiz ne gelecek ne de geçmiş nesillerimize hesap veremeyiz. Mesleğimize göre ya da bize en yakın örgütlü yapı ne ise orada acilen yerimizi almalıyız. Almalıyız ki, birlikten güç doğsun, güç doğsun ki, gün gelmiş olsun, devran dönmüş olsun ve hesap sorulsun.
 
 
 
 
Yadigâr DÜNDAR
28.02.2011

 

www.yadigardundar.com

 

 
 

Bu yazı "1.218" defa okundu.

Arkadaşına Gönder  Sayfayı Yazdır Facebook'e kaydet! Google'a kaydet! MSN'e kaydet! Yahoo'ya kaydet! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post! Spurl'e kaydet! http://reddit.com/submit?url=%url%&title=%title% Wong'e kaydet!
Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum yazılmadı.İlk yazan siz olun.
Bu Alandaki Diğer Başlıklar
2011’de Kemalist Olmak… / 28.02.2011
Bellek Kaybı Yaşayan Seçilmişler… / 28.02.2011
Neden CUMHURİYET GÜÇBİRLİĞİ… / 05.04.2011
Uygun Adım İleri, YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ !.. / 28 .05. 2011
İstifa Tamam, Ne Zaman “BANDIRMA VAPURU” Hareket Ediyor ?.. / 31.07.2011
`TÜRKLER` Neredesiniz..? / 20.06.2012
HAÇLI Bu Kadarı İle Yetinmez..! / 11.08.2015
Kimden, Hangi `Barışı` İstiyorsunuz..? / 12.10.2015



Copyright © 2018 yadigardundar.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

  

teknoloji